Stresi Yok Eden 5 Temel Esas



Gelelim Atalarımızın kullandığı stres yok eden yöntemlere. Biliriz ki, Osmanlı'da devlet yönetmek meşakkatli bir işti. Bir diğer tabir ile stres yoğundu. Üzerlerinden bu stresi nasıl atıyorlarmış ve bunca zorluklar karşısında nasıl sabredip, 622 yıl boyunca meşakkatli işlerin üstesinden gelmişler birlikte araştırmalarıma ve bu araştırmalarımdan aldığım ilhamla yazdığım makaleme bakalım.

5 temel esasları varmış. Ben bu 5 temel esasları sizlere kendi kalemim ve düşüncelerim ile açıklamaya gayret gösterdim.

1-Er-rızku al’allah:


Rızkı verenin sadece Allah olduğunu benimsemek ve bunu unutmamak gerekir. Başkasının önünde eğilmemek, kimseye muhtaç olmamak, kula minnet eylemeden sadece rızkını aramak gerekir.

2- Tevekkeltü al’allah:


Herşeyi Allah'tan istemek, ona dayanmaktan geçer Tevekkeltü. Unutmayalım, Allah'ın sonsuz kudret sahibi olduğunu ve verebileceklerin sınırı olmadığını... Allah'a sığın rahat et. Sadece ondan iste, herşeyi ve iman et.

3- Ya Nasip:


Herşeyin Allah'ın eseri olduğunu unutmayalım. Yaşantımızda verdiğimiz kararların fiillerinin Allah tarafından yaratıldığını ve Allah'ın bize bahşetmiş olduğu akıl nimetini doğru kullanarak bu fiilleri kontrol altında kullanmamızın ne kadar faydalı olduğunu göreceksiniz. Unutmayın! Geleceği bilemiyoruz. Ama aklımızı ve bize bahşedilen fiilleri doğru kullanırsak nasip olan şeyleri de doğru yerde arayabiliriz. Nasip aramanın en doğru şekli isyan etmemektir. Bir şey nasip olmuyorsa bilin ki, daha büyük nasipler bizi bekliyordur.

4- Ya Sabır:


Ne diyor Yaradan kitabında; Ey o bütün iyman edenler sabr-ü salât ile yardım isteyin, şüphe yok ki Allah sabr edenlerle beraberdir(Bakara Suresi 153. Ayet). Her şeyin başı korkmamaktan geçer. Her şeyin başı hasete düşmemek ve nefsimize irade sergilemekten geçer. Şeytanın tuzaklarına düşmeyelim. Vaktinden önce ekinler bile hasat vermiyor. Herşeyin vakti olduğunu ve zamanında güzel olduğunu unutmayalım. Atalarımız ne demiş;"Acele işe şeytan karışır." Sabredelim. Rabbim sabreden kullarını sever ve mükafatlandırır.

5-Bu da geçer ya hû:


Hayatın fani olduğunu unutmayalım. Allah'ın istemediği hiç bir şey olmaz. Ne diyor kitabımız Kur-an; Kün fe yekun(Ol der ve olur)/Yasin Suresi 82. Ayet. Bu hayatta güzellik, zenginlik, hastalık, mutluluk, başarı, başarısızlık, hüzün, acı aklınıza gelecek her şey geçicidir. Sagopa Kajmer'in Meftun parçasından bir cümlesi canlandı aklımda; "Derdi veren dermanını unutur mu hiç? İsyanın ağızdan çıkmadan girişte yakala ve boğ." diyordu üstad. Aynen derdi veren dermansız dert vermez. Yeterki istemesini bilelim. "Ya Şafi" ismiyle şifa verenin Allah olduğunu unutmamak derdimizin devasının yarısıdır. Şifa her zaman vardır. Ruh hastalanır, beden hastalanır, akıl hastalanır ama devası olmayan tek şey kalbimizin mühürlenmesidir. Kalbimiz vesvese vericilerin esiri olmasın yeter. "Bu da geçer ya hü" diyerekten hiç bir şeyi gözümüzde ve kafamızda büyütmeyelim. Bir balon şişirdikçe şişer şişer. Sonra patlar. Uğraşmazsakta olduğu gibi durur. Dertler ve hayattaki güzelliklerde böyledir. Fazlası herşeyin zarar. Her şeyi dozunda yaşayalım ve yaşatalım. Dertlerimizide ne kadar büyütürsek balon misali kafamızda şişer şişer, sonrası malüm.

Şükretmeyi ve zikretmeyi hiçbir zaman unutmayalım. Senin sahip olduklarına, sahip olamayanlar var. Hiç bir şeyin fazlasını istemeden azla yetinmesini bilelim. Bu 5 maddeyi kaleme almak istedim. inşAllah açıklayabilmişimdir. Bunları hayatımız bir parçası haline getirirsek, ne dert ne tasa ne stres kalır.

Selam ve dua ile...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

12 Adımda Yeni Bir Sen Olmaya Var Mısın?

Günlük hayatta kullanmamız gereken kelimeler...

Eski Türkiye'de Yaşadığım Bazı Rezillikler