Kim Demiş 7.4 Şiddetinde ve 45 Saniye Sürmüş Diye... / 17 Ağustos 1999 | Kuytu Köşe - Sosyal İçerik Köşesi

Kim Demiş 7.4 Şiddetinde ve 45 Saniye Sürmüş Diye... / 17 Ağustos 1999

Her yaşayan bu sözüme iştirak edecektir eminim. Kim demiş 7,4 şiddetinde ve 45 saniye sürmüş diye. Başlamasından bitişine değin yaşadığımız asla kırkbeş saniye gibi gelmedi bize çok daha uzun, çok daha şiddetli. Geldi, vurdu ve bitti.

17 Ağustos Depremi - Çiğdem Altınöz yazdı...


Yıl 1999
Evimde tamirat , tadilat işleri olduğundan annemle çocuklarımı ablamın yazlığına götürüp bırakmıştım. Önce banyo seramikleri değişti, orasının işi bitti sıra mutfağa geldi. Eh tabi mutfakta ne var ne yok dışarı çıkarıldı. Tepsiler cam bardaklar, tabak çanaklarla dolu. Kimi hole çektiğim buzdolabının üzerinde kimi yemek masasının bir köşesine yığılmış halde. Boyacı salonu boyadı, sıhhı tesisatçılar bir yandan, diğerleri bir yandan harıl harıl çalışılıyor.
Herşey bir arada olur mu demeyin ikizlerim ayak altında olursa hiç bir iş üretilemez.O sebeple onları yazlığa bıraktık ki bir hafta içinde herşey olsun bitsin ve evlatlarıma çok fazla hasret kalmadan tez elden kavuşayım.

Akşam geç vakte kadar çalıştı ustalar. Dışarıdan lahmacun yaptırdık, keyifle yiyip doyunca canavar gibi çalıştılar. Onlar da bir an önce işlerini komple bitirmek istiyorlar haklı olarak.
Yorulmuşum. Çayı demledim, bir yorgunluk çayı cana can katar.
Cam önüne oturup bir sigara yaktım.
Gökyüzüne baktığımda gözlerime inanamadım.
Çocukluğumdan beri gökyüzü, yıldızlar, bulutlar hep ilgimi çekmiştir. Gözlerime inanamadım çünkü yıldızlar o yaşıma kadar hiç görmediğim şekilde yeryüzüne yakınlaşmışlardı. Garip, çok garip bir şekilde parlıyorlardı.
Hatta eşime de seslendim onun da görmesini arzuladım.Sanki camdan uzanınca elim yıldızlara değiverecek.
Eşimin de ilgisini çekmişti. Zira o da çocukluğu Anadolu’da geçmiş biriydi ve yıldızları şehirde büyüyen birinden çok daha iyi biliyordu.
Haydi dedi birer çay koy getir de hem seyredelim, hem içelim çayımızı.
Çayları doldurup camın önündeki çalışma masama bıraktım, eşim de ellerini yıkamış o arada. Ben camın önünde eşim de tam oda kapısındayken işte o acaip gürültü ve sallantı başladı.
Derin, dipten gelen, gümbür gümbür vuran, insanın aklını başından alabilecek, iliklerine kadar donduran o gürültüyle sallanmaya başladık. Eşim, kaç camın önünden bu tarafa gel diye bağırırken kapı pervazına tutunmaya çabalıyordu.
Yürüyebilmek ne mümkün?
Çalışma masama, duvara tutunarak oda kapısına yürümeye çabaladım ama bina öyle bir sallanıyor ki düz bir adım atmak imkansızlaşıyor.
O arada evde buzdolabı ve masa üzerindeki içi cam bardak tabak dolu tepsilerin yere düşmesi, şangır şungur kırılan eşya sesleri de cabası.

Her yaşayan bu sözüme iştirak edecektir eminim.
Kim demiş 7,4 şiddetinde ve 45 saniye sürmüş diye.
Başlamasından bitişine değin yaşadığımız asla kırkbeş saniye gibi gelmedi bize çok daha uzun, çok daha şiddetli.
Geldi, vurdu ve bitti.

Camdan baktım yeniden, yıldızlar artık uzaklardaydılar.
Telefona sarıldık, ilk aklımıza gelen çocuklarımız oldu haliyle. Ulaşamadık elbette. Sonra kardeşimi aradık ona da ulaşamadık. Telefonlar felç olmuş halde.
Ve aklımızda Gölcük’te asker olan oğlumuz.
İlk aklımıza gelen arabaya atlayıp en azından önce kardeşimi kontrol etmek oldu. Çünkü onlar Süleyman Demirel zamanında yapılmış gecekondu önleme bölgesindeki uyduruk binalardan birinde ikamet etmekteler.
Oraya varmadan arabanın radyosundan depremin merkez üssünü öğrendiğimizde ümitsiz gözlerle baktık birbirimize. İstanbul’da biz bunları yaşamışsak orada neler olduğunu, olacağını hayal bile edemiyorduk.
Kardeşim ve ailesi bahçeye inmişler çok şükür ki bir sorun yoktu.
Onları sağ salim gördüğümüze sevinip, fazla durmadan, oyalanmadan Gölcük istikametine doğru yola koyulduk. Saat sabahın dört buçuğu idi yola revan olduğumuzda.
Gebzeye varmadan Eskihisar’dan arabalı vapurla geçeceğimizi düşünüyorduk haliyle.
Ama oraya varabildiğimizde seferlerin karşı yakadaki fabrikadan gaz sızıntısı olduğundan dolayı iptal edildiğini öğrenip mecburen körfezi dolaşmamız gerektiğini anladık ve yola revan olduk.
Ve işte o zaman biz İstanbul’da yaşayanların o gece ne kadar şanslı olduğunu anladık.Durum içler acısıydı.
Yıkılan binalar devrilen ağaçlar, canhıraş çığlıklar arasında ilerleyebilmenin ne derece dehşet verici olduğunu, insanın çaresizliğini, hiç bir şey yapamamanın o derin, o keskin acısını, acziyeti velhasıl herşeyi bir anda , peşpeşe yaşamak hissetmek inanın kelimelerle ifade edilemiyor.
Gördüklerim, yaşadıklarım ölene kadar aklımdan, beynimden ve gözlerimin önünden asla gitmeyecek. Sadece bir örnek vereyim varın gerisini siz düşünün.

Adam can havliyle arabasına binmiş binanın parkından çıkmak istemiş besbelli. Araba dediğime bakmayın son model o muhteşem siyah ciplerden. Ve bina çökmüş, arabanın arka kısmı tamamen ezilmiş arabanın burnu havaya kalkmış. Farları, gecenin karanlığında gökyüzüne bakan, acıklı iki göz gibi, farların ışığı siyah geceyi delerken sanki gökyüzüne yalvarır gibi ve kornası sürekli çalmakta. Ve tabi içindeki adamcağız, anında oracıkta can vermiş. Direksiyona yapışmış mı diyeyim direksiyon göğsünden girip ciğerlerini patlatıp koltuğa yapıştırmış mı diyeyim, ezilmiş, beyni bile dağılmış halde.
Bir diğer binadan derinden sesler duyuluyor herkes feryat figan ama kimse birşey yapamıyor.
Zaten hemen herkes şokta.

Biz sabah dört otuzda çıktığımız yolu yüzlerce binlerce acıyı göre yaşaya gecenin onikisini biraz geçe Gölcük’te tamamlayabildik. Ve evladımızın akıbeti hakkında bilgilendirecek bir Allah kulu yok. Çünkü Gölcük askeriyesi adeta ortada yok. Demir kapı kapalı ortada ne bir nöbetçi ne bir rütbeli kimse yok. İçeriye girebilmenin de imkanı yok.

Bizim gibi onlarca , sonra yüzlerce kişi toplandı oraya ilerleyen saatlerde. Her birimiz aynı acıyı aynı endişeyi yaşayarak ve dualar ederek , çevredeki yıkılan evlerden yardım edebildiğimiz, elimizden gelebildiği kadar insan kurtarmaya yardımcı olmaya çalışarak bekleştik. Yapabildiğimiz sadece buydu. Çünkü gerçekten, o gece ve ertesi günü ortada devlet yoktu.

O her daim oyu için yaltaklanılan, seçim bitince unutuluveren halkım vardı canını dişine takarak, bir kişiyi olsun kurtarabilirim belki diye yıkıntıların altına gözü kara şekilde girmeye çalışan. Saatler saatler geçtikten hani sonra bir rütbeli askere erişebildik.Erlerin hepsinin kurtarma işlerine yardım için gönderildiğini öyle öğrebildik ama evladımız yaşıyor muydu, yoksa ölmüş mü hiçbir bilgimiz yoktu. Bir annenin, babanın yaşayabileceği en korkunç saatleri yaşadık biz. Ama o gece ve ertesi günler değil anne/baba olmak, insan olarak ölene kadar bir daha asla görmek, yaşamak istemeyeceğimiz anlar yaşadık. Allah bu millete bir daha böyle zamanlar yaşatmasın Ve ben o gece ve ertesindeki günlerde gördüklerimden sonra devletin beyan ettiği ölü, yaralı sayısına asla inanmadım.

Çiğdem Altınöz

Yorumlar

BLOGGER
Ad

Aile,3,Çevre,1,Çiğdem Altınöz,2,Çocuk Gelişimi,2,Emre Börü Alpagu,9,Film,2,Film Özetleri,1,Gamze Boynueğri,1,Gündem,2,Hasret Yıldırım,1,İlginç İçerikler,1,İslam Köşesi,1,Kamp Alanları,1,Karalama Defteri,13,Kişisel Gelişim,1,Liste Filmler,1,Liste İslamiyet,2,Ramin Agaquliyev,1,Sağlık,2,Serkan Çelik,8,Sinem Dönderici,1,Şifalı Bitkiler,2,Tuğba Karabulut (Evvahe),1,
ltr
item
Kuytu Köşe - Sosyal İçerik Köşesi: Kim Demiş 7.4 Şiddetinde ve 45 Saniye Sürmüş Diye... / 17 Ağustos 1999
Kim Demiş 7.4 Şiddetinde ve 45 Saniye Sürmüş Diye... / 17 Ağustos 1999
Her yaşayan bu sözüme iştirak edecektir eminim. Kim demiş 7,4 şiddetinde ve 45 saniye sürmüş diye. Başlamasından bitişine değin yaşadığımız asla kırkbeş saniye gibi gelmedi bize çok daha uzun, çok daha şiddetli. Geldi, vurdu ve bitti.
https://1.bp.blogspot.com/-iPjSdiYrrLs/XVfNfr1LDBI/AAAAAAAADBg/QThK4_ENBfgT1wkzFMWHEMymWgk_u1DUQCLcBGAs/s640/17-agustos-1999-cigdem-altinoz.webp
https://1.bp.blogspot.com/-iPjSdiYrrLs/XVfNfr1LDBI/AAAAAAAADBg/QThK4_ENBfgT1wkzFMWHEMymWgk_u1DUQCLcBGAs/s72-c/17-agustos-1999-cigdem-altinoz.webp
Kuytu Köşe - Sosyal İçerik Köşesi
https://www.kuytukose.com/2019/08/kim-demis-7-4-siddetinde-ve-45-saniye-surdu-diye.html
https://www.kuytukose.com/
https://www.kuytukose.com/
https://www.kuytukose.com/2019/08/kim-demis-7-4-siddetinde-ve-45-saniye-surdu-diye.html
true
3339294035400850330
UTF-8
Tüm yayınlar yüklendi Yayın bulunamadı! Tümü Devamı Cevap Cevabı iptal et Sil Yazar Ana Sayfa Sayfalar Yayınlar Tümünü göster Önerilenler Etiketler Arşiv Ara Tüm Yayınlar İsteğinizle ilgili herhangi bir gönderi bulunamadı. Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın. Pazar Pzartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara az önce 1 ay önce $$1$$ dakika önce 1 saat önce $$1$$ saat önce dün $$1$$ gün önce $$1$$ bir hafta önce 5 hafta önce Takipçiler Takip et Kilitli içerik Kilidini açmak için lütfen paylaşın Tüm Kodu Kopyala Tüm Kodu Seç Tüm kodlar panoya kopyalandı Kodları kopyalamak için [CTRL] + [C] (veya Mac ile CMD + C) tuşlarına basın