Duvarların arasında bir problem var!

Bütünlükle. Her zaman ve gözümüzün önünde. Kaçamadığımız. Maneviyatımızı besleyen ve bizden asılı olmayan. Şiir gibi giden hayatımızdaki kafiyesiz o mısra gibi. O gün aslında hiç de kötü bir gün değil
Tam da bu günde kendinize sorular soracaksınız. Ben ciddi biri değilim ve her hangi bir başarı sahibi de değilim. İğrenç bir meşhurluk ile TEDx-a davet olunan biri gibi her hangi bir lüzumsuz olayın insan hayatına büyük değişiklikler yaratmasında da konuşmak istemiyorum. En azından Şeyma Subaşının en büyün başarısının yalnızca evlenmek olduğundan habersiz olup da hendi başarılarından ağzı dolusu konuşması ile kendimi kıyaslaya bilirim. Evet. İşte bunun için her zaman kendim için kalın duvarlar ördüm. Sırf insanlar tarafından alay konusu olmamak için. Bu duvarlar beni her şeyden tecrit ediyor ve bana mutluluk adlandırdığım şeyleri getirmiyor. Bense hala onlardan vazgeçmek istemiyorum.
İşte bu. Bu benim en büyük problemim. kendim istemiyorum bu mutluluğu. Çünkü benim mutluluğu kazanma yolumda maneviyatım yoksullaşıyor ise ve ben ondan vazgeçiyor ve yahut kaybediyorum ise bu mutluluk bana mutluluğu getirmeyecektir. Böylelikle benim mutluluk standartlarım değişecek. Ne kadar mutlu olursan ol, bu mutluluğu sana maneviyatın tedarik etmiyorsa hiç bir zaman mutlu olmazsın. Benim maneviyatım şimdiye kadar beni hiç bir zaman mutlu etmedi. Ama maneviyatının besleyici olması en büyük mutluluktur. Açıkcası mesele şu, sen her zaman seni saran bir mutluluğa sahipsin ama bu duruma o kadar alışıyorsun ki, başka bir mutluluğa ihtiyaç duymadan bu mutluluğu gözardı edebiliyor ve normal karşılıyorsun. Bunun kendisi çok büyük bir mutluluktur. Bu mutluluğu derk ettiğin zaman arayışın son bulacak. Artık etrafına "Kimse var mı?" diye bakmayacaksın.

       Kimse var mı?



Ardı var...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

12 Adımda Yeni Bir Sen Olmaya Var Mısın?

Günlük hayatta kullanmamız gereken kelimeler...

Eski Türkiye'de Yaşadığım Bazı Rezillikler