Anamız, Babamız; Okumamış, Çilekeş Anadolu İnsanı...

Anadolu İnsanı

Anadolu İnsanı
Sene 1985...
Babam kardeşleriyle birlikte bir ev yapmak için 500 Evler'de arsa bakıyor. Hey gidi, isme bak; 500 Evler... Şu anda 50.000 Evler'den fazla olmuştur muhakkak...
İn-cin geçmeyen yerler. Adam boyu ot, her taraf tarla... Her türden hayvan bakanlar... Hâliyle yol da yola benzemiyor; çamur, kaldırımsız, bakımsız. Tek tük araba geçecek de, çocukluk kafası yorum yapasın...Magirus dolmuşlar efsane! Şimdiki modellerle alâkası yok tabii... Bir defâ vasıtaya bindiğinde, boyun bükük kalmalı, tavan alçak çünkü. Sıkışıklığı anlatmaya hâcet yok, günümüzde de pek farklı değil...
Müzik kültürü farklıydı ama ha! Minibüsçülerin favorisi "arabesk"; tabii ki Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Müslüm Gürses demek idi...
Ferdi'nin "Toprak olur taş olurum, Yolunda yoldaş olurum, İstersen gardaş olurum, Merak etme sen"i ile sevgiliye verilen mesajlar...
Orhan'ın "Anan maaşıma harçlık diyormuş, Baban on binlerce başlık diyormuş, Kısacası bu iş olamıyormuş, Bir araya gelemeyiz sevdiğim"i ile ekonomiye isyan...
Müslüm'ün "Bizim gönlümüze hasret düşüren, Şu geçit vermeyen dağlar utansın. Bizi bizden alıp yabancı eden, Şu uzayıp giden yollar utansın."ı ile yaptığı işin keyfini yaşarken, bitmeyen yollara sesleniş...
Hepsi minibüs kültüründe, bir şeyler ifade ediyordu. Minibüsler bir nev'i "halk kürsüsü" idi. Belki de çok uzun sürmeyecek yollarda istişarelerin, muhabbetlerin dibine vurulurdu.
Şimdilerde de telefonun tuşlarına vuruluyor. Herkesin boynu bükük, kimsenin kimseden haberi yok, "tık tık babam, tık tık; dokuyoruz!"

Bu arada istikbâli parlak bir meslek tavsiye edeyim; boyun fıtığı, omurilik ile alâkalı sağlık sektörü... Bunca boynu büküğün yolu bir gün hastanelerden geçecek herhalde...
Anadolu İnsanı
Tam yeri gelmişken, Küçük Emrah'tan "Boynu Bükükler" de, okuyucularıma gelsin; "Terketmiş hep sevenleri, Yok olmuş hep hevesleri, Dertle dolmuş yürekleri, Boynu bükükler, garip yetimler."
Resimlerdeki araba, bizi nerelere alıp götürdü bu bayram sabahında... O'na sahip olmak da güçtü ha, şimdiki imkânlar nerede!? Sağlam bilya bulmak, demir tutacak yapmak, firen sistemi, halat... En ucuz olanı tahta tekerlek. Tabii marangoz ahbap, ya da maharetli büyükler lâzım. Kendimiz bir yere kadar toparlıyorduk.
Şimdiki çocuklardan on gömlek üstündük ama. Sokaklarda büyüyorduk; kavgaysa kavga, fikirse fikir, dümdüz insanlardık. Bir ruhumuz, bir mücadelemiz vardı. Ana babamızın yaklaşımı, şahsiyetimiz oluşmasında en mühim âmil (etken-faktör) idi...
Biz kendi çocuklarımıza ne böyle yaklaşabildik, ne de ana babamızın bize baktığı gözle bakabildik. Kurtuluşu telefonda, ipadde, bilgisayarda bulduk. Halbuki kurtuluş eşittir yok oluş idi...
Ve biz "okumuş, çok bilmiş, yanına yanaşılamayan" insanlarız ha! Anamız babamız; okumamış, çilekeş Anadolu İnsanı... Kurban olalım onları Yaradan'ın yoluna... Bizler de, onlar gibi olabilseydik keşke...

Anadolu İnsanı

Hasret Yıldırım yazdı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

12 Adımda Yeni Bir Sen Olmaya Var Mısın?

Günlük hayatta kullanmamız gereken kelimeler...

Eski Türkiye'de Yaşadığım Bazı Rezillikler